Hayat Hikayesi – 3

 

Mısır Devriminden Vefatına Kadar…

Kral Faruk yönetiyimiyle çok iyi ilişkiler içinde olan Ümmügülsüm, Kral tarafından övgüler görmekte ve onun doğum gününde şarkılar okuyacak kadar da yakın ilişkiler içinde bulnmaktaydı. Zaten Kahire, bu yıllarda gece yaşamının çok renkli olduğu bir kentti. Kral Faruk, bu renkli gecelerin en önemli konuğu olarak başroldeydi.

Öte yandan Radyo yayınları, Ümmügülsü1922-1952_kralık dönemi bayrağım’ün ününe ün katan, şüphesiz onu geniş halk kitlelerine ulaştıran bir araç oldu. Sanatçının 1937′den başlayarak yıllarca her ayın ilk Perşembe gecesi Kahire Radyosu tarafından canlı olarak yayınlanan konserleri, bir anda Kahire, Beyrut, Şam, Riyad ya da Bağdat, Kazablanka gibi başkentlerin sokaklarının boşaltır, herkes bu etkileyici sesin lezzetine varabilmenin mutluluğuna ulaşmak için evlerine ya da sokak aralarında komşularıyla birlikte dinleyebildikleri radyolarının yanına koşardı. Konser günlerinde Arap ülkelerinde liderler, demeç verecekse ya da önemli bir duyuru yapılacaksa Ümmügülsüm’ün konserinden hemen öncesi bunun için tamamen en uygun andı. Bu konserler sırasında diğer Arap ülkeleri radyolarında bir lider tarafından konuşma yapmaksa, kimse dinlemediği için başka bir gün yinelemeyi gerektiren bir uğraştan başka bir şey değildi. Türkiye’de de o yıllarda birçok evde Ümmügülsüm zevkle dinlenirdi.

Kral Faruk için bir konserde Gülsümün sağındaki Kral Faruk.

Ancak bu çalkantılı dönemde Mısır’ın çeşitli sorunlarla başı dertteydi. Ülke, 1948 yılında İsrail’in kurulmasıyla kendini bir anda savaşın içinde buldu. Ümmügülsüm’ün de içlerinde bulunduğu birçok kişi, zaferin Arapların olacağını sanırken Mısır’ın utanç verici bir yenilgi alması, halkta büyük moral çöküntüsüne yol açtı. Ayrıca askerler arasında ülkenin ve savaşın iyi yönetilmediği fikri gittikçe güçlenmeye başladı. İsrail’le yapılan savaş için Ümmügülsüm’ün okuduğu milliyetçi şarkılar, ona halk içinde büyük saygınlık kazandırdı. Bu dönemde, General Necip ve Albay Cemal Abdünnasır tarafından 23 temmuz 1952 tarihinde Mısır’da Kral Faruk yönetimine karşı darbe yapıldı. Kral Faruk, darbecilere karşı durmak yerine ülkeyi terk ederek Avrupa’ya gitti. Yatıyla İskenderiye limanından ayrılan Faruk’u sessiz gözyaşlarıyla uğurlayan yüz binlerce kişi, devrimcileri kuşkusuz endişelendirdi. Her devrimin yaptığı gibi önce eskiye ait ne varsa yasaklamaya, yok etmeye başlayan yeni yönetim, Ümmügülsüm’ün radyo konserlerine de yasak getirmeyi ihmal etmedi. Bunun üzerine Ümmügülsüm, Mısırlı bir gazeteciyi telefonla arayarak olayı büyük bir üzüntüyle haber verdi ve yardım istedi. Bu gazeteci, derhal Kahire’ye devrim konseyinin karargahına giderek Abdünnasır’la konuyu görüştü. Kendisi de bir Ümmügülsüm hayranı olan ve Kral Faruk zamanındaki tüm konserlerini dinleyen albay Cemal Abdünnasır, gazeteciye bu olaydan haberi olmadığını hayretle söyleyerek radyodan sorumlu kişiyi çağırttı. Ona “…Biz, Ümmügülsüm’ün radyo konserlerini yasakladık mı?…” diye sorunca adam, söylediği sözlere gayet inanarak “…Yasakladık efendim, çünkü o eski rejimin simgesiydi…” der, küplere binen Abdünnasır “Peki o zaman Nil’i de kuruttunuz mu, piramitleri de yıktınız mı?! Onlar da eski rejimin simgeleri değil miydi? Hemen bu durumu düzeltin!!” diye emretti.

Böylece yeni devrimle Ümmügülsüm adeta bütünleşti. Sanatçı, her dönemde gerçek bir yurtseverdi ve şarkılarıyla devrimi taçlandırdı. O dönemde tüm Arap dünyasında en iyi tanınan iki isim Abdünnasır ve Ümmügülsüm’dü. Bu iki kişinin arasında da saygın bir dostluk oluştu.

 

Ummugulsum, Abdünnasır'la.

Sanatçı, 1954′de, evliliğiyle ilgili başından geçen üzücü olaylardan sonra şair Ahmed Rami’nin kendisiyle tanıştırdığı Dr. Hasan el Hifnavi ile evlendi. Dr. Hifnavi, kendisi gibi Nil Deltası’ndaki köylerden birindendi. En az Ümmügülsüm kadar tutucu bir çevrede yetişerek, 1940′da bitirdiği okulundan sonra dönemin en tanınmış deri uzmanlarından biri olmuştu. Bu evlilik, Ümmügülsüm’ün, Mahmut Şerif’le yaptığı evliliğin aksine halk tarafından da kabul gördü.

Ümmü Gülsüm 1955′ten başlayarak dönemine uygun aşk şarkılarını ününe ün katacak şekilde büyük bir başarıyla seslendirdi. 1957′den başlayarak 1973′e kadar Mısırlı besteci Beliğ Hamdi’nin eserlerinden de okudu.

Mısırlı udi ve bestekar Muhammed Abdülvahab (1907-1988) ve Ümmügülsüm, 1920′lerde Kahire’de tanışmışlardı. Abdülvahab, Klasik Arap Müziği’ne getirdiği pekçok yenilikle modern Arap müziğinin kurucusu kabul edilir. Kralların ve prenseslerin şarkıcısı olarak ünlenen Abdülvahab’ın 1964 yılında bestelediği sözleri Ahmet Şefik Kamil’e ait “Inta Omri (Sen Benim Ömrümsün)” Ümmügülsüm’ün seslendirdiği, bugün de çok sevilen şarkılardandır. O kadar ki “Inta Omri” için Mısır’da “tüm zamanların en iyisi” diyenler vardır. Şarkının etkileyici giriş bölümü, Türkiye’de de kullanılır ve mesela Neşe Karaböcek, Yonca Evcimik gibi bazı sanatçılar, şarkının giriş bölümünden oluşturulan eserleri okur.

Muhammed Abdülvahab, 1964′den sonraki yıllarda da Ümmügülsüm’ün okuyarak milyonları büyüleyeceği şarkılar besteler. Rahmetli Yıldırım Gürses “Bir Garip Yolcuyum Hayat Yolunda” adlı çalışmasında Ümmügülsüm’ün seslendirdiği ve bestekar Riyad Al-Sonbati’nin Aqbal Al Layl (gecenin getirdikleri) adlı eserinin ara nağmesini kullanır.

Araplar için trajik bir sonla biten 1967 Arap-İsrail savaşının ardından Ümmügülsüm, yenilgiye uğrayan ülkesinin kırılan onurunu yeniden güçlendirmek ve ülkesine yardım toplamak amacıyla Arap ülkelerini kapsayan yardım kampanyası için turneye çıkar. Araplar için, ülkesi adına yaptığı bu davranış gittiği her yerde olağanüstü etkileyici olur. Kuveyt, Sudan, Tunus, Fas, Lübnan gibi ülkelre gider. Mısır hükümeti için kazanç dolu bu gezilerde Arap liderlerle görüşerek ülkesi için elinden geleni yapar.

al atlal okuyor Tunus konseri

Yükselen Arap milliyetçiliğinin de etkisiyle Libya’da 1969′da Muammer Kaddafi ve Abdüsselam Callud liderliğinde Türk dostu Senusi ailesinden, Libya Kralı İdris es Senusi’yi devirmek için bir devrim planlanır. Devrimin tüm şartları 21 Mart’ta hazırken aynı gün Bingazi’ye gelip konser verecek olan Ümmügülsüm yüzünden Libya devrimi uygun şartlar yeniden değerlendirilerek tam beş ay ertelenir . O gece hem devrimciler hem de kraliyet ailesi üyeleri Ümmügülsüm’ü dinlemek üzere Bingazi’deki konser salonunda yerlerini alır. Devrimciler o gece devrimi değil ülkelerini onurlandıran qawqab ash shark’ı dinlemeyi isterler. En azından şimdilik…

Ancak Ümmügülsüm’ün sağlığı yaşlandıkça dramatik bir şekilde bozulmaya başlar ve eski rahatsızlıkları yeniden ortaya çıkar. Sanatçı, 1972 yılının Aralık ayındaki ilk konseri sırasında bayılacağını hisseder ve bu, sanatçının verdiği en son konser olur. Ancak sağlık sorunlarına rağmen hep bir ümitle bir daha sahneye çıkacağını düşünerek ileriye dönük çeşitli planlar yapar.

halk_selaml_yor.jpg

Sözlerini Muhammed Abdülvahab’ın yazdığı Beliğ Hamdi tarafından bestelenen “hakem aleyna el hava” şarkısını 1973 yılı baharında konser salonunda okumak ister. Ancak sağlığı buna izin vermez. 13 Mart 1972 tarihinde bu besteyi seslendirmek için kayıt stüdyosuna gider ancak ayakta duramayacak kadar güçsüz olduğundan bir sandalyeye oturur. Kayıt tam on iki saat sürer bunun ardından da şarkının ilk kez okunacağı konser iptal edilir. Bu nedenle “hakem aleyna el hava” hiçbir zaman seyirci önünde canlı olarak okunamaz.

Sanatçı, 21 ocak 1975’de, ölümüne yol açacak olan böbrek rahatsızlığına yakalanır ve hastaneye de gitmek istemez. Çevresindekilere “hastaneye gidersem öleceğim” der. Hastalığı hakkında Mısır’ın Al Ahram Gazetesi, günlük bültenler yayınlar, Ulusal Suriye Radyosu hastaneden kurduğu telefon bağlantısıyla sanatçının hastalığıyla ilgili gelişmeleri dinleyicilerine sürekli duyurur. Kahire’nin Zemalek semtindeki evinin önü, sağlığı hakkında bilgi almak isteyen sevenlerince doldurulur. Ancak, 4 Şubat 1975 günü Mısır radyolarından aralıksız Kur’an-ı Kerim okunarak Ümmügülsüm’ün kalp yetmezliği nedeniyle vefatı dünyaya duyurulur. Arapların sevgilisi, seslerin en güzeli böylece hayata veda eder.

 

Ümmügülsüm'ün cenaze töreninden...

cenaze toreni_tahrir_meydanı

Cenazesine katılmak için, yalnızca Mısır’dan değil birçok ülkeden liderler, bakanlar, şairler, yazarlar Kahire’ye akın eder. Cenaze, Kahire caddelerinin o zamana kadar gördüğü en büyük insan kalabalığıyla uğurlanır. Ümmügülsüm’ün tabutu eller üzerinde gözyaşları ve “güle güle her zaman seveceğimiz şarkıcımız” sesleriyle, milyonların gözyaşları arasında, hayattayken çok sevdiği El Seyid Hüseyin Camisi’ne götürülür. Cenaze namazı kıldıracak olan imam, onun için övgü dolu bir konuşma yapar ve Ümmügülsüm’ün dindarlığını vurgular. Ümmügülsüm’ün cenaze törenine katılanların sayısının dört milyonu geçtiği tahmin edilmektedir. Cemal Abdünnasır’ın cenaze törenine katılanların sayısının üç milyon civarında olduğu düşünülürse, sanatçının Mısır için ne anlama geldiği daha iyi anlaşılabilir.

cenaze_1975.jpg

 

 

 

 

 

 

Sanatçının unutulmaz yorumları arasında;ala beledi mahbub (sevgi dolu beldeye) -mısır için söylemiş- (1936), la talaveyni (1938), bukra el safar (yarın yolculuk) (1940), ene fintazarak (seni bekliyorum)(1943), gannili şuveyye şuveyye (bana yavaş yavaş şarkı söyle 1946), el emel (1946), Rubaiyyat el Hayyam (Hayyam’ın Rubaileri-1949), şems el asil (1955), Miş mümkün ebeden (sonsuza kadar olmaz) (1961), El hob kida (işte böyle aşk)(1961), Zalimni’l hob (aşk bize zulümdür)(1962), Sireti’l hob (1964), Inta ömri (1964), Baed annak (1965), Inta el hob (sen benim aşkımsın-1965), emel hayati (hayatımın emeli-1965), Fakkarouni (beni düşün)(1966), El-Atlal (harabeler-1966), Hadis el Ruh (Ruhumun sözleri-1967), Leyleti’l hob, Fat el ma’ad (1967), Hazihi leyleti (1968), Alf Leyla ve Leyla (binbir gece-1969), Daret el eyyam (geçip giden günler-1970), El selasiyeti’l mukaddese (kutsal üçleme-1972), Hakam aleyna el hava (1973) sayılabilir.

Mısır'ın bastığı pul 1975